BİR AĞAÇTAN BİR MİLYON KİBRİT ÇIKAR BİR KİBRİT BİR MİLYON AĞAÇ I YAKAR

15.9.2007

kendine iyi bak :(

 

 

 

“Kendine iyi bak” bir veda degil elveda cümlesidir çogu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde...

"Kendine iyi bak." Çünkü bundan sonra ben yaninda olmayacagim. Olamayacagim. Istesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.“

“Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak. Ben olmayacagim. Kendine iyi bak ve beni düsünme. Çünkü ben de seni düsünmeyecegim artik. Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacagim. Sil beni yüreginden, çünkü ben silecegim. Fakat, yasanilan, paylasilan güzel seyler hatirina sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.”

"Kendine iyi bak. Aramizda geçen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu bilmeyi tercih ederim. Aslinda bilmem çok önemli degil, iyi oldugunu varsayacagim ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle basbasa, yapayalniz birakiyorum ben. Biliyorum kendini birakacaksin benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslina bakarsan, çok da fazla umursamiyorum."

"Kendine iyi bak derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok aci vericidir, yürek parçaliyicidir. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine “Kendine Iyi Bak” gözleriyle ayrilirlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar…Ta ki son elveda mezar sessizligine bürününceye kadar…"

Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez “Kendine Iyi Bak “ derler ve giderler. Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine ölümü yeglerler. Onlar bu aciyi bir kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler.

"Kendine iyi bak" derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet degil midir aslinda seni seveni, ihtiyaci olani yüzüstü birakip gitmek. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Seni suskunluga mahkum edip giderler. Seni parçalara ayirip, en büyük parçayi yanlarina alip giderler. Seni senden alip giderler.

Daha kötüsü suçlayamazsin onlari tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardir elbet. Suçlatmaz kendini. Savasmadiklari için kizarsin ama suçlayamazsin. Savasmislarsa, yenildikleri için kizarsin ama suçlayamazsin. Yenildigin için kizarsin ama suçlayamazsin… Ayriligin kaçinilmazligina inandirir seni, kendine iyi bak derler ve giderler. Elinden umutlarini, düslerini, sevgilerini alip giderler. Bir tek anilari birakirlar geride, bir de hatirladikça gözyaslarina bogulasin diye unutulmayan nagmeler.

Arkalarina bakmadan çekip giderler eger yalniz kalmissan, çünkü insafsizliklarini görmek istemezler. Hersey o saniye orada bitsin, kapansin bu sayfa isterler. Bitti diyemedikleri için, kendine iyi bak derler. Kirildim ve affedemiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak; derler. Seni istemiyorum artik, hayatimdan çikaracagim ama bil ki hiç unutmayacagim; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Biliyorum çok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Vicdanlarini rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler.

"Kendine iyi bak" bir noktadir çogu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansin isterim ben. Oysa sen iyisin… Sen gözümdeki isik, dudagimdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatima renk katan, sen yüregimdeki çarpinti, sen hayatimdaki nesesin. Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gönül yoldasim, sen bir tanesin. Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma.

Keske böyle yasanmasaydi bazi seyler, keske affedebilsen beni, keske ben de affedebilsem… Keske döndürebilsek zamani geriye. Keske bugünkü aklimizla yasasak herseyi bastan. Nafile... Ama yine de, gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Sen eksikken, ben nasil tam olurum? Senden kalan boslugu kimlerle doldururum? Savassak, aramiza giren seytanla olmaz mi? Hani büyük asklar her türlü engeli asardi, hani gerçek dostluklar her sinavi geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanirdi? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek degerler vardi? Hani en büyük zaferler, en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi? Bunlarin hepsi yalan mi? Sahiden..., gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi?……….

Peki o zaman... Senin istedigin gibi olsun... Öyleyse...Sen de Kendine Iyi Bak.

"Kendine iyi bak" derler, kursunu kafana sikip giderler

15.9.2007

GüLü SuSuZ SeNi AşKsIZ BıRaKmAm

Seninle tattım ben her mutluluğu

Bırakıp gidersen bilki yaşayamam

Ömrümden canımdan ne istersen al

Gülü susuz seni aşksız bırakmam

 

Üşüdüm diyorsan güneş olurum

Yanarım sevginle ateş olurum

Dolarım havaya nefes olurum

Gülü susuz seni aşksız bırakmam

 

Gönlündeki derdi siler atarım

Umut pınarıyla çoşarım akarım

Kış göstermem sana ben hep baharım

Gülü susuz seni aşksız bırakmam

5.9.2006

bursa saygınkent

4.9.2006

KİMİ SEVECEĞİZ VAR MI DÜRST OLAN

İstanbulda oturuyorum arkadaşlar şöyle bir etrafıma baktığım zaman

O kadar çok insan görüyorum ki

Ama bir çoğu sahte

insanların gezme görme ihtiyaçları vardır bunu hepimiz biliriz

ama dışarıya çıkıp şöyle bir kendi mühitimizden uzaklaştığımız da

o kadar çeşit insanla karşılaşıyoruz ki bazen bu insanlara bir anlam vermek bile imkansız duruma geliyor

tabi ki doğamızda olan sevgi güdüsünü bir çoğumuz taşımak istiyoruz

bazzen her şeyden sıkılıp mutlu olabileceğimiz  her şeyimizi paylaşabileceğimiz bir eş sevgili

arıyoruz, hani bir parçada olsun derdimize ortak olmasını istiyoruz birlikte güzel vakit geçirmek

hayata bir başka anlam katmak istiyoruz

ben  bir erkek olarak o kadar kız tanıdım ki ama hiçbirinin bir birinden farkı yok

farkı olanlar da bizi anlamak istemiyor onların iyiliği için bir şeyler yaptığımız da sıkıldığını yasaklar konulduğunu boğulduğunu hissediyor.

bu nedenle sorunlar oluyor ve peşinden ayrılık

nere sürükleniyoruz

iyi bir kız sanıyorsun tamam budur diyorsun ama çok farklı şeyler le karşılaşıp hayel kırıklığına uğruyorsun soruyorum kimi seveceğiz

 

kaç kişi kaldı gerçek sevgiyi taşıyabilecek

çok az

 

4.9.2006

DAHA 17 SİNDE

Daha 17 sinde bir genç o zamanlar

An gibi yaşardı etrafına umut saçardı

Bu genç şiir yazmasını bilmez,

Duygularını ise hiç dile getiremezdi

Kalem kağıda dökeceği zaman ise yanakları kızarırdı

 

Ansızın buruk bir duygu yüklendi yüreğine

Ve

Herkesden herşeyden kaçar oldu

Yoksa  o çok korktu şey mi

Gelmişti başına

Evet bu aşktı,hemde karşılıksız

 

Ne yaptıysa aşkına karşılık bulamadı  uzun yıllar boyunca

Ama o sevmekten hiç vaz geçmedi

Ve olmayacağını anlayıp terketti sahip olduğu ne varsa

her şeyi

kimsesiz yanlızlığın ve sessizliğin,

HUZUR un hüküm sürdüğü bir yer aradı

 

Sonunda buldu şu an da orda yaşlanmayı bekliyor

şehire küskün insanlara küskün kendine küskün

« Önceki ::